Monday, June 11, 2012

Dürüst Olmak (Bazen)!


Şu andaki kız arkadaşım kaçınılmaz bir şekilde ilişkilerimde sadakatsiz olup olmadığımı soracak. Ne cevap vermeliyim?

Komşu Kızı yanıtlıyor:

Ne zannediyorsunuz, doğruyu kaldıramayacağını mı? En iyisi yalanla doğruyu biraz karıştırmak. Öncelikle daha önce ihanet ettiğinizi açıkça itiraf edin. Dürüstlüğünüz artı puan alacaktır. Şimdi de sıra işin yalan kısmına geldi: Bu ihanetten gurur duymadığınızı, üstüne çok düşündüğünüzü ve bundan sonra herhangi bir sorun yaşadığınızda başka bir kadına gitmek yerine ilişkinizi kurtarmak için elinizden geleni yapacağınızı söyleyin. Emin olun, aslında duymak istediği sadece bu, zira içten içe daha önce başka kadınları aldatmış olduğunuzu düşünecek ve ona sadık kalacağınızı ‘zannederek’ egosu da okşanacaktır.

Unutulmaz Ol Adamım !!


Hayallerinizdeki kadının kalbini çalmak için gereken stratejileri açıklıyoruz.

Hep aklında olun

Günümüzde bir kadının sizi unutmaması için bir buket çiçekle kapısına gitmek pek de yeterli değil. Artık gün içinde aynı anda pek çok şeyle meşgul olan bir kadının dikkatini çekmek için işinizi kadere bırakmazsanız iyi edersiniz. Bu noktada gizli silahınız ise; karşınızdaki kadının hafızasının nasıl çalıştığını anlamak olacak. İşte “unutulmaz” olmanın 3 aşamalı planı:
Birinci ay: “Canım cicim” dönemi
Beş duyu, beyin tarafından bir sünger gibi emilir ve anıları yaratır. Bu nedenle sevgilinizin duyularını elinizden geldiğince uyarmaya çalışın. Değişiklik yapın: ‘Mum ışığında yemek’ klişesini unutun yani klasik mekânların dışına çıkıp yeni bir şeyler deneyin. Örneğin, sevgilinizle birlikte kumsalda  piknik yapıp yemek sonrasında da yürüyüşe çıkın. Washington Üniversitesi’nden hafıza araştırmacısı Dr. Henry Roediger bu konuda, “Ne kadar değişiklik yaparsanız beraber olduğunuz kişinin akılında da o kadar kalıcı olursunuz,” diyor. Beş duyusuna hitap edin: Dr. Roediger, “Beş duyuya ne kadar hitap ederseniz o kadar kolay hatırlanırsınız,” diyor. Yani ona güzel bir yemek pişiriyorsanız, yemeğin yeterince baharatlı olduğundan ve yanında mutlaka sevdiği bir CD’nin çaldığından emin olun. Bol bol oyun oynayın: Sevgilinizle ne kadar çok şey paylaşırsanız kendini size o kadar yakın hissetmesini sağlarsınız.  Beraber spor salonuna gidin, bir dans kursuna kayıt olun ya da fırsat buldukça doğada uzun yürüyüşler yapın.
İkinci ay: “Tamam mı, devam mı” dönemi
Sevgilinize sizinle ilgili sahip olduğu anılarını sürekli hatırlatarak kendinizi daha kalıcı hale getirin. Size ait mekânlarınız olsun: Ona aynı şeyi ne kadar çok hissettirirseniz sizi ve hissettiklerini unutma şansı da o kadar azalır. Birlikte ilk tanıştığınız yere gidebilir ya da ikiniz için özel olan bir şarkıyı “kazara” dinlemesini sağlayabilirsiniz. Detaylara dikkat edin: Ona hatırlatmak istediğiniz günün ortamını, tüm detaylarıyla yeniden yaratın. Gerekiyorsa aynı kıyafeti giyip aynı parfümü sıkın. Arkadaşlarını ihmal etmeyin: İnsanlar sosyal önem taşıyan, yani diğer insanlarla paylaştıkları, kalabalıkların şahit olduğu şeyleri daha kolay hatırlarlar. Sevgilinizin arkadaşlarını barbekü partisine çağırın ya da bir pazar günü hep beraber kahvaltı yapın.
Üçüncü ay ve sonrası: Uzun devre
İlişkiyi taze tutun. Zevklerini ezbere bilin: onunla ilgili her konuda ne kadar dikkatli olduğunuzu ispatlayın. Örneğin, sandviçindeki turşuyu o söylemeden çıkartın ya da sipariş verirken onun kolasında limon olması gerektiğini söylemeyi unutmayın. Her şeyi ilgi çekici hale getirmeye çalışın: onu şaşırtın. hafta sonu kahvaltısına başka bir şehre gidin. Vedalarınız unutulmaz olsun: iş gezileri, bekârlığa veda partileri ya da klasik maç akşamları için ona veda ederken işi biraz abartın. ona siz yokken sizi hatırlamasını sağlayacak minik hediyeler verin. Kokulu bir duş jeli, bir pijama takımı ya da taze çiçekler olabilir.

Ah Şu Makyaj!


Nişanlım yüzüne bir ton makyaj yapıyor. Bu kadar abartmamasını istesem çok kırılır mı?
Cevap: Büyük ihtimalle. Şimdi biraz empati kurun ve şöyle düşünün: Karşınızdaki kadın yıllarını o sizin beğenmediğiniz makyaj tekniği geliştirebilmek için harcadı. Sizse bu çabaların boşa gittiğini söylüyorsunuz. Ancak tabii ki bu görüntüye katlanmak zorunda değilsiniz. Aslında çoğu kadın doğal hallerinin beğenilmesine bayılır. Bu durumda yalan da olsa “En çok, sabah uyandığın halini seviyorum” cümlesinin yerini hiçbir şeyin tutamayacağı kesin.

Erkek Dediğin Estetik Yaptırır mı?!


Estetik operasyonların sadece kadınlar için olduğunu mu sanıyorsunuz? Bir daha düşünün…
Erkek hastalara uygun hazırlanan tedavi protokolleri ile çaktırmadan estetikli ve bir o kadar da maskülen olmak mümkün…

İfadeniz değişmesin, hatlarınız belirginleşsin!

Daha önceleri, erkek estetiği saç kesimi ve sakal taraşı üzerine sürülen bir traş losyonun dan öteye gitmiyordu. 10 yıl öncesinde ise erkek berberlerinde manikür ve pedikür ile karşılaştık. O dönemlerde spor salonları body building yapan aşırı kaslı erkeklerin hayranlıkla izlendiği yerlerdi. Kısıtlı bir alanda antrenmanlarını yapan bu kas makinelerinin çevresinde de sezona göre artış gösteren zayıflamaya çalışan aşırı kilolu bahtsız bayanlar doluydu. Diğer taraftan zayıflamaya çalışan erkekler, maksimumda bir diyetisyen kontrolüne giderler daha iyimser olmak gerekirse de diyetisyen kontrolüne birde sahilde yürüyüşü eklerlerdi.
Hızla akan zaman kadın estetiği ile birlikte erkek estetiğini de değiştirdi en basit örnekle beden estetiği için harcanan çabaya bakıldığında değişim çok açık.  Spor salonlarındaki fit görünümlü kadın kadar erkeğin de var olduğu bir gerçek. Obezite artıyor spor salonları dolu ama spor merkezlerinde obez sayısı az. Ters orantı gibi görülse de artık yaşın önemsiz olduğu çağımızda erkeklerde fit hallerini korumak için inanılmaz bir çaba gösteriyor.
Tabii ki sadece vücut estetiği değil yüz estetiğinde de erkek trendleri oluştu. Artık erkek burun estetiği bile farklı değerlendirilmekte. Hepimiz görüp şahit olmuşuzdur bir erkeğe hiç de yakışmayan aşırı feminen hokka gibi burunların varlığını. Bu konuda da artık erkekler çok dikkatli…
Medikal estetik konusuna gelindiğinde ise erkek uygulamaları lazer epilasyon ile başladı. Fakat botox yada dolgu uygulamalarına geçiş çok yeni. Feminen ifadeler yerine daha masculen bir yüz yakalamak için hanımların en büyük silahı bu iki kolay uygulama erkeklerinde hizmetinde. Daha çıkık ve sert hatlı bir çene, hafif içe çökük yanaklar ve dik bakışlı kaşlarla masculenlik daha da artmakta. Uzakdoğulu bayanların yuvarlak yüzlerini ovalleştirmek için kullanılan botox tekniğinde elde edilen başarı bu konuda erkek hasta üzerinde hafif çökük bir yanak elde etmek için kullanılmaya başlandı. Yine kalıcılık süresi 6 yâda 8 ay süren hyalüranik asit dolgu maddeleri ile çene sivriliğinin sağlanması ve köşelendirilmesi mümkün oldu. Böylece daha erkeksi hatlara sahip yüz yakalanabilmekte. Sonuç itibariyle yapılan tüm işlemleri cazip kılan bir diğer avantaj hiçbir istirahat gerektirmemesi ve izsiz olması.
Elbette düzgün hatlarla çerçevelediğiniz bir yüzü en iyi gösteren bir diğer ayrıntı sıkı ve nemli görünen bir cilttir. Burada yine erkek hastalarda kristal peeling ve vitamin therapy ler yer almakta, tek bir seansda bile sıkılık nem ve canlılık veren bu tedavilerde elbette belirli periyotlarda tekrarlanmalı. Erkek hastalara uygun hazırlanan tedavi protokolleri ile çaktırmadan estetikli ve bir o kadar da masculen olmak mümkün.

Kelliği Kafana Takma Adamım!


Alman Hastanesi’nden Dermatoloji Uzmanı Dr. Belma Bayraktar, “Saç dökülmesi birçok hastalık, hormonal, metabolik ve besinsel etkiler ile oluşabilir.” diyor. Ancak, erkeklerde dökülme %90 oranında ‘kalıtımsal’ ya da ‘androgenetik’ saç dökülmesi dediğimiz tipte görülüyor. Dr. Bayraktar kalıtımsal saç dökülmesini, “Erkeklik hormonu etkisiyle güçlü saç tellerinin ince tüylere dönüşerek saçın uzama aşamasının kısalmasına ve saç kökü faaliyetinin önemli ölçüde azalmasına neden olduğu bir süreçtir.” şeklinde açıklıyor. Bu tip dökülmede önce alnın köşesinde, sonra da saç ayırma çizgisi ile başın üst kısmında açılmalar gözleniyor.
Androgenetik dökülme ise, erkeklik hormonu olan androjenler tarafından etkilenen kişilerde görülüyor ve genellikle 20’li, 30’lu yaşlarda ortaya çıkan ve önce alın bölgesindeki saç çizgisinin çekilmesi, sonra da tepe bölgesinin incelip açılmasıyla ortaya çıkan bir durumdur. Erkeklerin %30’u 25 yaşında, %40’ı 40 yaşında ve %50’si ise 50 yaşında androgenetik alopesi ile karşılaşıyor.
Dökülmenin durumunu nasıl anlarım? 
Normal bir kişide günlük toplam saç kaybı 50-100 adet arasındadır. Bu rakamlar normal sağlıklı saç yapısına sahip bireylere ait rakamlardır. Revivogen saç losyonunun kâşifi Dr. Alex A. Khadavi, saçınızın artık dökülmeye başladığından şüpheleniyorsanız şu testi uygulamanızı öneriyor: Bir arkadaşınızdan, saçınızın diplerine minik beyaz bir kart koymasını isteyin. Saçı kartonun üstüne doğru getirsin. Eğer üstünde, kısa ve minik yeni gelişmekte olan saçlar görüyorsa, erkek tipi bir saç dökülmesi yaşamaya başladınız demektir.
Nasıl ürünler tercih edilmeli?
Saç dökülmesini engelleyici ve yeniden saç çıkartıcı pek çok ürün eczanelerde satılıyor. Bunlardan bazıları tablet şeklinde ağızdan alınan, saçı kökünden besleyip nemlendiren, yaşlanma karşıtı ürünlerdir. Bunlar aynı zamanda buğday tohumu yağı içerikli, buna ek olarak aminoasit, E vitamini, B vitamini, çinko, magnezyum, yağ asitleri, antioksidanlar da içermektedir. Dr. Bayraktar, bu tür ürünlerin son derece faydalı olduğunu ancak en az 3 ay süreyle kullanılmaları gerektiğine dikkat çekiyor. Bu ürünlerin bir kısmı ağız yoluyla alınırken, çok faydalı tonik ve losyonlar da bulunuyor. Tabii ki bunların bir doktor tarafından önerilmelisinin daha doğru olacağını belirtelim.
Ayrıca saçlara uygulanan saç mezoterapisi yöntemiyle de son derece başarılı sonuçlar alınıyor. Bu tedavide saçı besleyen bir takım vitamin, mineraller enjektör yardımıyla saç köklerine veriliyor. Unutmamamız gereken nokta, saçımız döküldüğünde önce bir doktora görünmek ve onun önerdiği kozmetikleri yardımcı tedavi olarak uygulamaktır.
Operasyon teknikleri 
Doktorunuz gerekli görürse kan tetkikleri ile demir, çinko, biyotin eksikliği, tiroid veya başka bir hastalık olup olmadığını ya da ilaca bağlı bir dökülme olup olmadığını araştırabilir. Alacağı sonuca göre size uygun bir besin desteği önerecektir. Ancak, çok sıkı yapılan diyetlerin saçı dökebildiğini ve bu yüzden beslenmenizde protein ve vitamin bakımından zengin bir yol izlemeniz gerektiğini unutmayın.

En Sağlam Kardiyo Egzersizleri


Dünyanın en eski sporlarından biri olan yüzmenin geçtiğimiz senelerde Pekin Olimpiyatları’nda esen Micheal Phelps rüzgârının ardından çok daha popüler olduğunu söyleyebiliriz. Benzer bir patlama 1970’li yıllarda Mark Spitz’in Olimpiyat başarılarıyla yaşanmıştı.
Siz de bu patlamadan faydalanabilirsiniz. Önümüzdeki Olimpiyatlar’da Phelps’i alt edin demiyoruz. Ama yüzmenin yapabileceğiniz en etkili çalışmalardan biri olduğu gerçeğini de kabul etmelisiniz. Bu gerçekle yüzleşmeyen insanların iki sebebi var. Birincisi bu spor için bir havuza ihtiyaç duyulması. İkincisi ise bu sporu ne kadar yaparsanız yapın, terlememeniz. İşte bu iki düşünce yüzünden, bu sporun nimetlerinden faydalanmayan birçok talihsiz insan mevcut.
Araştırmalar, düzenli spor yapmaya yeni başlayanlar için yüzmenin bütün vücudu çalıştıran ve kasların dayanıklılığını artıran en ideal çalışma olduğunu söylüyor. Dahası, yüzme sporu sayesinde yağ kaybetmeniz ve kolesterol seviyenizi düşürmeniz de mümkün. Son yıllarda ortaya çıkan araştırma sonuçları oldukça çarpıcı: Düzenli olarak yüzmek yaşlanmayı geciktiriyor. Bu yazıda yüzmenin nimetlerini daha yakından tanıyacağız.
Yüzme bütün kasları aynı anda çalıştıran tek spordur.
Ayak parmaklarınızdan boynunuza kadar olan bütün kaslarınızı çalıştırabildiğiniz en ideal egzersiz yüzmedir. Yüzme sırasında görünürde en çok omuz ve kollarınız çalışır ancak sırt ve göğüs kaslarınızı da sadece yüzerek ciddi şekilde geliştirmeniz mümkün. Aynı zamanda, kendinizi bacaklarınızla suyun içinde iterken bacak, kalça ve bel kaslarınızın tamamı çalışır.
Bu çalışan kasların büyümesi ve gelişmesi erkeklerin çoğu için hayati önem taşısa da, eğer güçlü bir merkez bölgeniz yoksa, bu kazanımlarınız hiçbir şey ifade etmez. Son yıllarda yapılan araştırmalar da, merkez bölgesi kaslarının kuvvetli olmasının yüzme performansını etkileyen en önemli faktör olduğunu gösteriyor. Merkez bölgenizdeki kasların tamamını çalıştırma konusunda da çok az spor dalı, yüzmeyle baş edebilir.
Yüzmenin vücudunuzun harika görünmesinin dışında faydalarından da bahsetmek gerekiyor. Bildiğiniz gibi vücudumuzdaki kasların bazıları beyaz, bazılarıysa kırmızıdır. Beyaz kasları oluşturan hızlı kasılan kas lifleri, patlayıcı kuvvet ve hız açısından önemliyken, kırmızı kasları oluşturan yavaş kasılan kas lifleriyse aerobik dayanıklılık konusunda başrol oynar. Yaptığınız egzerisize göre farklı kas liflerine görev düşer. Örneğin uzun mesafe koşucuları belli bir tempoda çok uzun süre koşarak antrenman yapar. Bu, dayanıklılık artırmak açısından etkili bir çalışmadır ancak patlayıcı kuvveti geliştirmez ve kasları büyütmez. Kasları büyütmek için uygulananların ise kardiyovasküler performansa faydası olmaz.
Yüzücülerin bu gibi bir tercih yapma şansı yoktur. Yani iki çalışma bir arada olur ve tüm kas lifleri aynı anda çalışır. Uzun mesafeleri belli bir tempoda yüzerek aerobik bir çalışma yaparken, aynı zamanda ağırlık kaldırıyormuş gibi efor da sarfedersiniz.  Hatta ağırlık antrenmanında uygulanan ‘failure training’in benzeri bir çalışma metodu, yüzmede de vardır. Sonuçta kaslarınız o an elinizde 20 kiloluk bir dumbbell ya da sadece su olduğunu bilemez. Onun tek bildiği, bir sefer daha aynı şeyi yapacak gücünün kalmamış olmasıdır.
Yüzme kasları ağırlık çalışmaları kadar hızlı bir şekilde büyütmez. Peki bu kesinlikle yararsız olduğu anlamına mı geliyor? Bunun cevabını öğrenmek için 2005 yılında Indiana Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya da kulak vermek lazım. Bu araştırmada yaşları 21-88 yaşları arasındaki yüzen ve yüzmeyen 172’şer kişi karşılaştırılmış ve yüzenlerin kas ağırlığının belirgin şekilde daha fazla olduğu görülmüş. Yani, yüzmek kasları ağırlık antrenmanı kadar kadar büytümese de, kas yüzdenizin artmasına yardımcı olur.

O Kadınla Seks Yapmalı mısın ?


Zira Minnesota Üniversitesi’nin yaptığı araştırmaya göre ilk tanıştığı gün bile partneriyle seks yapmakta bir sakınca görmeyen kadınlarla konuya daha tutucu yaklaşanların hayata bakışları arasında çok büyük bir fark yok. Araştırmadan çıkan bir başka detay ise seks konusunda daha rahat olan kadınların sadece yüzde 14’ü en son cinsel ilişkilerinin rastgele biriyle olduğunu söylüyor. Peki bu sonuçların anlamı? Kısacası kadınların çoğu, sadece özel olabileceğini düşündükleri biriyle seks yapmak ister. İlk gece aranızda yakınlaşma yaşansa bile, bunu sizin gibi vahşi içgüdüleriyle değil, sizin beyazatlı prensi olabileceğini söyleyen iç sesiyle yapar. İşte bu yüzden siz unutulmaz bir gece peşindeyken, o da sonsuza kadar sürecek bir ilişkinin hayalini kurar.  Şimdi neden seks yapmadan önce iki defa düşünmeniz gerektiğini anladınız mı?
Planınız: Açık davranın Seks terapisti Dr. Lori Buckley’ye göre motivasyonunuz her neyse karşınızdakinin de bunu bilmeye hakkı var. İstediğinizi elde etmek için beyaz atlı prensi oynayıp sonra da bir serseri gibi, ertesi sabah kaçmanın anlamı yok değil mi? Kısacası onu evinize davet ederken açık olun, ikiniz de çıplak ve terli olduktan sonra değil. “Erkeklerin sürekli olarak sorun yaşamalarının sebebi kendilerini yanlış anlatıyor olmaları” diyor “How to Be a Great Lover/Nasıl harika bir sevgili olunur” kitabının yazarı Lou Paget. Asıl kötü senaryoya gelelim: Ya şu anda öylesine eğlendiğiniz kadın, aslında zamanla âşık olacağınız kadınsa ve bu tek gecelik ilişki mutlu bir ilişinin başlama ihtimalini yok ediyorsa? Böyle bir felaketi yaşamamak için sakin olun ve acele etmekten kaçının. İlk buluşma sonrası eve gidin ve gerekirse tek başına ‘takılın’. Zaten yıllarınız böyle geçmedi mi? Bu sayede sizi tek gecelik ilişki istemeyen adam olarak hatırlar ve size olan ilgisi daha da artar. Böylece ikiniz de hislerinizi daha iyi tartabileceğiniz için doğru karar vermeniz daha da kolaylaşır.

Sert Erkek Olmanın Yolları


Ereksiyonlarınız seks hayatınızın ve sağlığınızın barometresidir, o yüzden hiç ihmale gelmez. “Stres, uykusuzluk, aşırı alkol tüketimi ya da başka bir takım faktörlerden dolayı her erkeğin ara sıra ereksiyon sorunu yaşaması normaldir. Ancak bu sorun kronik bir hal alırsa kalp hastalığı, diyabet ya da düşük testosteron gibi problemleriniz olabilir” diyor Baylor College Tıp Okulu’ndan Dr. Larry Lipshultz. Bu durumda mutlaka endotenyal fonksiyon (kalpten kılcal damarlara kadar tüm dolaşım sisteminin içini kaplayan yapı) testi yaptırın ve kolesterol, kan şekeri ve testosteron seviyenize baktırın. Eğer sonuçlar bir kalp rahatsızlığına ya da diyabete işaret ediyorsa, ilaca ya da hayat tarzınızda bir değişikliğe ihtiyacınız olabilir.
Eğer testosteron seviyeniz düşük çıkmışsa üç adımlık bir programa ihtiyacınız var:
Adım 1: Ağırlıkla çalışırken ağırlığı yavaş kaldırdığınıza emin olun (ağırlığı indirirken ve kaldırırken üçer saniye sürecek şekilde). Japonya’da testosteron artışı üzerine yaplan bir araştırma, ağırlığı yavaş kaldırmanın vücudun testosteron üretimini, hızlı kaldırmaktan daha çok artırdığını ortaya koydu.
Adım 2: Her gece sekiz saat uyumaya başlayın. Uykusuzluk testosteron üretimini baltalar.
Adım 3: Tekli doymamış yağlar (zeytinyağı, kolza yağı, fıstık yağı gibi) açısından yüksek bir beslenme düzeni takip edin. Bu yağlar testosteron hormonun yapı taşlarıdır. Testosteron seviyeleriniz aşağıda kalmaya devam ediyorsa, (bu 300 ng/dL altı demek oluyor) doktorunuzdan hormon tedavisi isteyin.

Monday, June 11, 2012

Dürüst Olmak (Bazen)!


Şu andaki kız arkadaşım kaçınılmaz bir şekilde ilişkilerimde sadakatsiz olup olmadığımı soracak. Ne cevap vermeliyim?

Komşu Kızı yanıtlıyor:

Ne zannediyorsunuz, doğruyu kaldıramayacağını mı? En iyisi yalanla doğruyu biraz karıştırmak. Öncelikle daha önce ihanet ettiğinizi açıkça itiraf edin. Dürüstlüğünüz artı puan alacaktır. Şimdi de sıra işin yalan kısmına geldi: Bu ihanetten gurur duymadığınızı, üstüne çok düşündüğünüzü ve bundan sonra herhangi bir sorun yaşadığınızda başka bir kadına gitmek yerine ilişkinizi kurtarmak için elinizden geleni yapacağınızı söyleyin. Emin olun, aslında duymak istediği sadece bu, zira içten içe daha önce başka kadınları aldatmış olduğunuzu düşünecek ve ona sadık kalacağınızı ‘zannederek’ egosu da okşanacaktır.

Unutulmaz Ol Adamım !!


Hayallerinizdeki kadının kalbini çalmak için gereken stratejileri açıklıyoruz.

Hep aklında olun

Günümüzde bir kadının sizi unutmaması için bir buket çiçekle kapısına gitmek pek de yeterli değil. Artık gün içinde aynı anda pek çok şeyle meşgul olan bir kadının dikkatini çekmek için işinizi kadere bırakmazsanız iyi edersiniz. Bu noktada gizli silahınız ise; karşınızdaki kadının hafızasının nasıl çalıştığını anlamak olacak. İşte “unutulmaz” olmanın 3 aşamalı planı:
Birinci ay: “Canım cicim” dönemi
Beş duyu, beyin tarafından bir sünger gibi emilir ve anıları yaratır. Bu nedenle sevgilinizin duyularını elinizden geldiğince uyarmaya çalışın. Değişiklik yapın: ‘Mum ışığında yemek’ klişesini unutun yani klasik mekânların dışına çıkıp yeni bir şeyler deneyin. Örneğin, sevgilinizle birlikte kumsalda  piknik yapıp yemek sonrasında da yürüyüşe çıkın. Washington Üniversitesi’nden hafıza araştırmacısı Dr. Henry Roediger bu konuda, “Ne kadar değişiklik yaparsanız beraber olduğunuz kişinin akılında da o kadar kalıcı olursunuz,” diyor. Beş duyusuna hitap edin: Dr. Roediger, “Beş duyuya ne kadar hitap ederseniz o kadar kolay hatırlanırsınız,” diyor. Yani ona güzel bir yemek pişiriyorsanız, yemeğin yeterince baharatlı olduğundan ve yanında mutlaka sevdiği bir CD’nin çaldığından emin olun. Bol bol oyun oynayın: Sevgilinizle ne kadar çok şey paylaşırsanız kendini size o kadar yakın hissetmesini sağlarsınız.  Beraber spor salonuna gidin, bir dans kursuna kayıt olun ya da fırsat buldukça doğada uzun yürüyüşler yapın.
İkinci ay: “Tamam mı, devam mı” dönemi
Sevgilinize sizinle ilgili sahip olduğu anılarını sürekli hatırlatarak kendinizi daha kalıcı hale getirin. Size ait mekânlarınız olsun: Ona aynı şeyi ne kadar çok hissettirirseniz sizi ve hissettiklerini unutma şansı da o kadar azalır. Birlikte ilk tanıştığınız yere gidebilir ya da ikiniz için özel olan bir şarkıyı “kazara” dinlemesini sağlayabilirsiniz. Detaylara dikkat edin: Ona hatırlatmak istediğiniz günün ortamını, tüm detaylarıyla yeniden yaratın. Gerekiyorsa aynı kıyafeti giyip aynı parfümü sıkın. Arkadaşlarını ihmal etmeyin: İnsanlar sosyal önem taşıyan, yani diğer insanlarla paylaştıkları, kalabalıkların şahit olduğu şeyleri daha kolay hatırlarlar. Sevgilinizin arkadaşlarını barbekü partisine çağırın ya da bir pazar günü hep beraber kahvaltı yapın.
Üçüncü ay ve sonrası: Uzun devre
İlişkiyi taze tutun. Zevklerini ezbere bilin: onunla ilgili her konuda ne kadar dikkatli olduğunuzu ispatlayın. Örneğin, sandviçindeki turşuyu o söylemeden çıkartın ya da sipariş verirken onun kolasında limon olması gerektiğini söylemeyi unutmayın. Her şeyi ilgi çekici hale getirmeye çalışın: onu şaşırtın. hafta sonu kahvaltısına başka bir şehre gidin. Vedalarınız unutulmaz olsun: iş gezileri, bekârlığa veda partileri ya da klasik maç akşamları için ona veda ederken işi biraz abartın. ona siz yokken sizi hatırlamasını sağlayacak minik hediyeler verin. Kokulu bir duş jeli, bir pijama takımı ya da taze çiçekler olabilir.

Ah Şu Makyaj!


Nişanlım yüzüne bir ton makyaj yapıyor. Bu kadar abartmamasını istesem çok kırılır mı?
Cevap: Büyük ihtimalle. Şimdi biraz empati kurun ve şöyle düşünün: Karşınızdaki kadın yıllarını o sizin beğenmediğiniz makyaj tekniği geliştirebilmek için harcadı. Sizse bu çabaların boşa gittiğini söylüyorsunuz. Ancak tabii ki bu görüntüye katlanmak zorunda değilsiniz. Aslında çoğu kadın doğal hallerinin beğenilmesine bayılır. Bu durumda yalan da olsa “En çok, sabah uyandığın halini seviyorum” cümlesinin yerini hiçbir şeyin tutamayacağı kesin.

Erkek Dediğin Estetik Yaptırır mı?!


Estetik operasyonların sadece kadınlar için olduğunu mu sanıyorsunuz? Bir daha düşünün…
Erkek hastalara uygun hazırlanan tedavi protokolleri ile çaktırmadan estetikli ve bir o kadar da maskülen olmak mümkün…

İfadeniz değişmesin, hatlarınız belirginleşsin!

Daha önceleri, erkek estetiği saç kesimi ve sakal taraşı üzerine sürülen bir traş losyonun dan öteye gitmiyordu. 10 yıl öncesinde ise erkek berberlerinde manikür ve pedikür ile karşılaştık. O dönemlerde spor salonları body building yapan aşırı kaslı erkeklerin hayranlıkla izlendiği yerlerdi. Kısıtlı bir alanda antrenmanlarını yapan bu kas makinelerinin çevresinde de sezona göre artış gösteren zayıflamaya çalışan aşırı kilolu bahtsız bayanlar doluydu. Diğer taraftan zayıflamaya çalışan erkekler, maksimumda bir diyetisyen kontrolüne giderler daha iyimser olmak gerekirse de diyetisyen kontrolüne birde sahilde yürüyüşü eklerlerdi.
Hızla akan zaman kadın estetiği ile birlikte erkek estetiğini de değiştirdi en basit örnekle beden estetiği için harcanan çabaya bakıldığında değişim çok açık.  Spor salonlarındaki fit görünümlü kadın kadar erkeğin de var olduğu bir gerçek. Obezite artıyor spor salonları dolu ama spor merkezlerinde obez sayısı az. Ters orantı gibi görülse de artık yaşın önemsiz olduğu çağımızda erkeklerde fit hallerini korumak için inanılmaz bir çaba gösteriyor.
Tabii ki sadece vücut estetiği değil yüz estetiğinde de erkek trendleri oluştu. Artık erkek burun estetiği bile farklı değerlendirilmekte. Hepimiz görüp şahit olmuşuzdur bir erkeğe hiç de yakışmayan aşırı feminen hokka gibi burunların varlığını. Bu konuda da artık erkekler çok dikkatli…
Medikal estetik konusuna gelindiğinde ise erkek uygulamaları lazer epilasyon ile başladı. Fakat botox yada dolgu uygulamalarına geçiş çok yeni. Feminen ifadeler yerine daha masculen bir yüz yakalamak için hanımların en büyük silahı bu iki kolay uygulama erkeklerinde hizmetinde. Daha çıkık ve sert hatlı bir çene, hafif içe çökük yanaklar ve dik bakışlı kaşlarla masculenlik daha da artmakta. Uzakdoğulu bayanların yuvarlak yüzlerini ovalleştirmek için kullanılan botox tekniğinde elde edilen başarı bu konuda erkek hasta üzerinde hafif çökük bir yanak elde etmek için kullanılmaya başlandı. Yine kalıcılık süresi 6 yâda 8 ay süren hyalüranik asit dolgu maddeleri ile çene sivriliğinin sağlanması ve köşelendirilmesi mümkün oldu. Böylece daha erkeksi hatlara sahip yüz yakalanabilmekte. Sonuç itibariyle yapılan tüm işlemleri cazip kılan bir diğer avantaj hiçbir istirahat gerektirmemesi ve izsiz olması.
Elbette düzgün hatlarla çerçevelediğiniz bir yüzü en iyi gösteren bir diğer ayrıntı sıkı ve nemli görünen bir cilttir. Burada yine erkek hastalarda kristal peeling ve vitamin therapy ler yer almakta, tek bir seansda bile sıkılık nem ve canlılık veren bu tedavilerde elbette belirli periyotlarda tekrarlanmalı. Erkek hastalara uygun hazırlanan tedavi protokolleri ile çaktırmadan estetikli ve bir o kadar da masculen olmak mümkün.

Kelliği Kafana Takma Adamım!


Alman Hastanesi’nden Dermatoloji Uzmanı Dr. Belma Bayraktar, “Saç dökülmesi birçok hastalık, hormonal, metabolik ve besinsel etkiler ile oluşabilir.” diyor. Ancak, erkeklerde dökülme %90 oranında ‘kalıtımsal’ ya da ‘androgenetik’ saç dökülmesi dediğimiz tipte görülüyor. Dr. Bayraktar kalıtımsal saç dökülmesini, “Erkeklik hormonu etkisiyle güçlü saç tellerinin ince tüylere dönüşerek saçın uzama aşamasının kısalmasına ve saç kökü faaliyetinin önemli ölçüde azalmasına neden olduğu bir süreçtir.” şeklinde açıklıyor. Bu tip dökülmede önce alnın köşesinde, sonra da saç ayırma çizgisi ile başın üst kısmında açılmalar gözleniyor.
Androgenetik dökülme ise, erkeklik hormonu olan androjenler tarafından etkilenen kişilerde görülüyor ve genellikle 20’li, 30’lu yaşlarda ortaya çıkan ve önce alın bölgesindeki saç çizgisinin çekilmesi, sonra da tepe bölgesinin incelip açılmasıyla ortaya çıkan bir durumdur. Erkeklerin %30’u 25 yaşında, %40’ı 40 yaşında ve %50’si ise 50 yaşında androgenetik alopesi ile karşılaşıyor.
Dökülmenin durumunu nasıl anlarım? 
Normal bir kişide günlük toplam saç kaybı 50-100 adet arasındadır. Bu rakamlar normal sağlıklı saç yapısına sahip bireylere ait rakamlardır. Revivogen saç losyonunun kâşifi Dr. Alex A. Khadavi, saçınızın artık dökülmeye başladığından şüpheleniyorsanız şu testi uygulamanızı öneriyor: Bir arkadaşınızdan, saçınızın diplerine minik beyaz bir kart koymasını isteyin. Saçı kartonun üstüne doğru getirsin. Eğer üstünde, kısa ve minik yeni gelişmekte olan saçlar görüyorsa, erkek tipi bir saç dökülmesi yaşamaya başladınız demektir.
Nasıl ürünler tercih edilmeli?
Saç dökülmesini engelleyici ve yeniden saç çıkartıcı pek çok ürün eczanelerde satılıyor. Bunlardan bazıları tablet şeklinde ağızdan alınan, saçı kökünden besleyip nemlendiren, yaşlanma karşıtı ürünlerdir. Bunlar aynı zamanda buğday tohumu yağı içerikli, buna ek olarak aminoasit, E vitamini, B vitamini, çinko, magnezyum, yağ asitleri, antioksidanlar da içermektedir. Dr. Bayraktar, bu tür ürünlerin son derece faydalı olduğunu ancak en az 3 ay süreyle kullanılmaları gerektiğine dikkat çekiyor. Bu ürünlerin bir kısmı ağız yoluyla alınırken, çok faydalı tonik ve losyonlar da bulunuyor. Tabii ki bunların bir doktor tarafından önerilmelisinin daha doğru olacağını belirtelim.
Ayrıca saçlara uygulanan saç mezoterapisi yöntemiyle de son derece başarılı sonuçlar alınıyor. Bu tedavide saçı besleyen bir takım vitamin, mineraller enjektör yardımıyla saç köklerine veriliyor. Unutmamamız gereken nokta, saçımız döküldüğünde önce bir doktora görünmek ve onun önerdiği kozmetikleri yardımcı tedavi olarak uygulamaktır.
Operasyon teknikleri 
Doktorunuz gerekli görürse kan tetkikleri ile demir, çinko, biyotin eksikliği, tiroid veya başka bir hastalık olup olmadığını ya da ilaca bağlı bir dökülme olup olmadığını araştırabilir. Alacağı sonuca göre size uygun bir besin desteği önerecektir. Ancak, çok sıkı yapılan diyetlerin saçı dökebildiğini ve bu yüzden beslenmenizde protein ve vitamin bakımından zengin bir yol izlemeniz gerektiğini unutmayın.

En Sağlam Kardiyo Egzersizleri


Dünyanın en eski sporlarından biri olan yüzmenin geçtiğimiz senelerde Pekin Olimpiyatları’nda esen Micheal Phelps rüzgârının ardından çok daha popüler olduğunu söyleyebiliriz. Benzer bir patlama 1970’li yıllarda Mark Spitz’in Olimpiyat başarılarıyla yaşanmıştı.
Siz de bu patlamadan faydalanabilirsiniz. Önümüzdeki Olimpiyatlar’da Phelps’i alt edin demiyoruz. Ama yüzmenin yapabileceğiniz en etkili çalışmalardan biri olduğu gerçeğini de kabul etmelisiniz. Bu gerçekle yüzleşmeyen insanların iki sebebi var. Birincisi bu spor için bir havuza ihtiyaç duyulması. İkincisi ise bu sporu ne kadar yaparsanız yapın, terlememeniz. İşte bu iki düşünce yüzünden, bu sporun nimetlerinden faydalanmayan birçok talihsiz insan mevcut.
Araştırmalar, düzenli spor yapmaya yeni başlayanlar için yüzmenin bütün vücudu çalıştıran ve kasların dayanıklılığını artıran en ideal çalışma olduğunu söylüyor. Dahası, yüzme sporu sayesinde yağ kaybetmeniz ve kolesterol seviyenizi düşürmeniz de mümkün. Son yıllarda ortaya çıkan araştırma sonuçları oldukça çarpıcı: Düzenli olarak yüzmek yaşlanmayı geciktiriyor. Bu yazıda yüzmenin nimetlerini daha yakından tanıyacağız.
Yüzme bütün kasları aynı anda çalıştıran tek spordur.
Ayak parmaklarınızdan boynunuza kadar olan bütün kaslarınızı çalıştırabildiğiniz en ideal egzersiz yüzmedir. Yüzme sırasında görünürde en çok omuz ve kollarınız çalışır ancak sırt ve göğüs kaslarınızı da sadece yüzerek ciddi şekilde geliştirmeniz mümkün. Aynı zamanda, kendinizi bacaklarınızla suyun içinde iterken bacak, kalça ve bel kaslarınızın tamamı çalışır.
Bu çalışan kasların büyümesi ve gelişmesi erkeklerin çoğu için hayati önem taşısa da, eğer güçlü bir merkez bölgeniz yoksa, bu kazanımlarınız hiçbir şey ifade etmez. Son yıllarda yapılan araştırmalar da, merkez bölgesi kaslarının kuvvetli olmasının yüzme performansını etkileyen en önemli faktör olduğunu gösteriyor. Merkez bölgenizdeki kasların tamamını çalıştırma konusunda da çok az spor dalı, yüzmeyle baş edebilir.
Yüzmenin vücudunuzun harika görünmesinin dışında faydalarından da bahsetmek gerekiyor. Bildiğiniz gibi vücudumuzdaki kasların bazıları beyaz, bazılarıysa kırmızıdır. Beyaz kasları oluşturan hızlı kasılan kas lifleri, patlayıcı kuvvet ve hız açısından önemliyken, kırmızı kasları oluşturan yavaş kasılan kas lifleriyse aerobik dayanıklılık konusunda başrol oynar. Yaptığınız egzerisize göre farklı kas liflerine görev düşer. Örneğin uzun mesafe koşucuları belli bir tempoda çok uzun süre koşarak antrenman yapar. Bu, dayanıklılık artırmak açısından etkili bir çalışmadır ancak patlayıcı kuvveti geliştirmez ve kasları büyütmez. Kasları büyütmek için uygulananların ise kardiyovasküler performansa faydası olmaz.
Yüzücülerin bu gibi bir tercih yapma şansı yoktur. Yani iki çalışma bir arada olur ve tüm kas lifleri aynı anda çalışır. Uzun mesafeleri belli bir tempoda yüzerek aerobik bir çalışma yaparken, aynı zamanda ağırlık kaldırıyormuş gibi efor da sarfedersiniz.  Hatta ağırlık antrenmanında uygulanan ‘failure training’in benzeri bir çalışma metodu, yüzmede de vardır. Sonuçta kaslarınız o an elinizde 20 kiloluk bir dumbbell ya da sadece su olduğunu bilemez. Onun tek bildiği, bir sefer daha aynı şeyi yapacak gücünün kalmamış olmasıdır.
Yüzme kasları ağırlık çalışmaları kadar hızlı bir şekilde büyütmez. Peki bu kesinlikle yararsız olduğu anlamına mı geliyor? Bunun cevabını öğrenmek için 2005 yılında Indiana Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya da kulak vermek lazım. Bu araştırmada yaşları 21-88 yaşları arasındaki yüzen ve yüzmeyen 172’şer kişi karşılaştırılmış ve yüzenlerin kas ağırlığının belirgin şekilde daha fazla olduğu görülmüş. Yani, yüzmek kasları ağırlık antrenmanı kadar kadar büytümese de, kas yüzdenizin artmasına yardımcı olur.

O Kadınla Seks Yapmalı mısın ?


Zira Minnesota Üniversitesi’nin yaptığı araştırmaya göre ilk tanıştığı gün bile partneriyle seks yapmakta bir sakınca görmeyen kadınlarla konuya daha tutucu yaklaşanların hayata bakışları arasında çok büyük bir fark yok. Araştırmadan çıkan bir başka detay ise seks konusunda daha rahat olan kadınların sadece yüzde 14’ü en son cinsel ilişkilerinin rastgele biriyle olduğunu söylüyor. Peki bu sonuçların anlamı? Kısacası kadınların çoğu, sadece özel olabileceğini düşündükleri biriyle seks yapmak ister. İlk gece aranızda yakınlaşma yaşansa bile, bunu sizin gibi vahşi içgüdüleriyle değil, sizin beyazatlı prensi olabileceğini söyleyen iç sesiyle yapar. İşte bu yüzden siz unutulmaz bir gece peşindeyken, o da sonsuza kadar sürecek bir ilişkinin hayalini kurar.  Şimdi neden seks yapmadan önce iki defa düşünmeniz gerektiğini anladınız mı?
Planınız: Açık davranın Seks terapisti Dr. Lori Buckley’ye göre motivasyonunuz her neyse karşınızdakinin de bunu bilmeye hakkı var. İstediğinizi elde etmek için beyaz atlı prensi oynayıp sonra da bir serseri gibi, ertesi sabah kaçmanın anlamı yok değil mi? Kısacası onu evinize davet ederken açık olun, ikiniz de çıplak ve terli olduktan sonra değil. “Erkeklerin sürekli olarak sorun yaşamalarının sebebi kendilerini yanlış anlatıyor olmaları” diyor “How to Be a Great Lover/Nasıl harika bir sevgili olunur” kitabının yazarı Lou Paget. Asıl kötü senaryoya gelelim: Ya şu anda öylesine eğlendiğiniz kadın, aslında zamanla âşık olacağınız kadınsa ve bu tek gecelik ilişki mutlu bir ilişinin başlama ihtimalini yok ediyorsa? Böyle bir felaketi yaşamamak için sakin olun ve acele etmekten kaçının. İlk buluşma sonrası eve gidin ve gerekirse tek başına ‘takılın’. Zaten yıllarınız böyle geçmedi mi? Bu sayede sizi tek gecelik ilişki istemeyen adam olarak hatırlar ve size olan ilgisi daha da artar. Böylece ikiniz de hislerinizi daha iyi tartabileceğiniz için doğru karar vermeniz daha da kolaylaşır.

Sert Erkek Olmanın Yolları


Ereksiyonlarınız seks hayatınızın ve sağlığınızın barometresidir, o yüzden hiç ihmale gelmez. “Stres, uykusuzluk, aşırı alkol tüketimi ya da başka bir takım faktörlerden dolayı her erkeğin ara sıra ereksiyon sorunu yaşaması normaldir. Ancak bu sorun kronik bir hal alırsa kalp hastalığı, diyabet ya da düşük testosteron gibi problemleriniz olabilir” diyor Baylor College Tıp Okulu’ndan Dr. Larry Lipshultz. Bu durumda mutlaka endotenyal fonksiyon (kalpten kılcal damarlara kadar tüm dolaşım sisteminin içini kaplayan yapı) testi yaptırın ve kolesterol, kan şekeri ve testosteron seviyenize baktırın. Eğer sonuçlar bir kalp rahatsızlığına ya da diyabete işaret ediyorsa, ilaca ya da hayat tarzınızda bir değişikliğe ihtiyacınız olabilir.
Eğer testosteron seviyeniz düşük çıkmışsa üç adımlık bir programa ihtiyacınız var:
Adım 1: Ağırlıkla çalışırken ağırlığı yavaş kaldırdığınıza emin olun (ağırlığı indirirken ve kaldırırken üçer saniye sürecek şekilde). Japonya’da testosteron artışı üzerine yaplan bir araştırma, ağırlığı yavaş kaldırmanın vücudun testosteron üretimini, hızlı kaldırmaktan daha çok artırdığını ortaya koydu.
Adım 2: Her gece sekiz saat uyumaya başlayın. Uykusuzluk testosteron üretimini baltalar.
Adım 3: Tekli doymamış yağlar (zeytinyağı, kolza yağı, fıstık yağı gibi) açısından yüksek bir beslenme düzeni takip edin. Bu yağlar testosteron hormonun yapı taşlarıdır. Testosteron seviyeleriniz aşağıda kalmaya devam ediyorsa, (bu 300 ng/dL altı demek oluyor) doktorunuzdan hormon tedavisi isteyin.